Fosil yakıtlarının çevremize ve atmosfere verdiği zararların yanında kısa bir süre sonunda tükenecek olması çevreci, ucuz, tükenmeyecek alternatif enerji kaynaklarını insanların keşfetmesi ve geliştirmesi konusunda her geçen gün daha fazla araştırmalara yönlendirmektedir. Bunlardan belki de en önemlisi yenilenebilir enerji kaynaklarının başında rüzgar enerjisi gelmektedir.

Offshore-Wind-Farm-wind-energyGüneş enerjisinin yeryüzünün çeşitli bölgelerini, denizlerini, atmosferi farklı değerlerde ısıtmasından dolayı basınç farkları oluşmaktadır. Alçak basınçla ile yüksek basınç bölgesi arasında yer değiştiren hava akımına rüzgar denir. Bu farkın yüksek olması rüzgarın şiddetini de arttırmaktadır. Bu hava olayını yani rüzgarı kinetik enerjiye dönüştürmeye Rüzgar enerjisi denir.

1881 yılında Paul la Cour ve Danimarka Askov folk high scholl bilim adamlarının oluşan grup rüzgardan elektrik enerjisi üreten ilk türbinini yaptılar. Danimarka hükümetinin desteği ile 1918 yılına gelindiğinde 120 adet rüzgar türbinü kurulmuştu. 1940 lı yıllara kadar yapılan türbinler doğru akım üretiyordu.

1951 yılından itibaren ise alternetif enerji üreten makineler üretilmeye başlandı. 1960 yılından sonrada halen günümüzdede bazı sistemlerinin kullanıldığı yeni tirübünler kullanılmaya başlandı. 1973 yılındaki petrol krizi ile fosil yakıtlara alternatif olarak rüzgar enerjisine ilgiyi tekrar arttırmıştır. 1990’ lı yıllardan itibaren ise Amerika ve Avrupa’ da yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Türkiye’ de 1998 yılında Demirer holding tarafından Çeşme’ de yılda 4.5 milyon kWh elektrik üretim güçlü ilk rüzgar santralı kurulmuştur

Rüzgar Türbinleri dönme eksenlerine göre 2’ ye ayrılır. Düşey eksenli rüzgar türbinleri:Kanatlar rüzgar yönüne dik ve düşey şeklinde olan türbinlerdir. Rüzgar doğrultusundan etkilenmez, yönlendiriciye ihtiyaç yoktur. Bütün aksam yerde olduğu için yatırım ve bakım masrafları azdır. Ancak kanat şekli ve yere yakın olmasından dolayı verimlilik ve enerji üretimi azdır.

Yatay eksenli rüzgar türbinleri: Dönme eksenleri rüzgar yönüne paralel, kanatları rüzgar yönüne dik olarak çalışırlar. Kaba bir tarifle kanatlar rüzgar enerjisini mekanik enerjiye, jenaratörde bu mekanik enerjiyi elektrik enerjisine dönüştürür. Kanatlar çevirme motoru ile en uygun açıya göre ayarlanırlar. Rüzgar ölçüm sensörü ile gelen verilere göre kabin rüzgara doğru döner.

Rüzgar enerji santrallerinden tam olarak verim alınacak alan seçimlerinde, düşük eğimli sürekli rüzgar alan vadiler, yüksek, etrafında rüzgarı kesecek engelleri olmayan alanlar, sürekli rüzgar olan deniz kıyıları veya tepeler tercih edilmelidir. Bununla birlikte rüzgar santrali kurulacak yerde türbülans yoğunluğu düşük olmalıdır.
Türbülans, bina, kayalık, ağaç vb. engeller yüzünden oluşan düzensiz rüzgar akışıdır. Türbülans alanı önündeki engelin 3 katına kadar ulaşabilir. Düşük türbülans yoğunluğu olmaması durumunda hem üretilecek enerji miktarı düşük olur hemde kullanılan türbünün çabuk yıpranmasına hasarlara neden olarak santrallerin ekonomik ömürlerinin azalmasına neden olur.Rüzgar santralinin kurulması icin, çok iyi takip edilerek oluşturulmuş rüzgar verilerine ihtiyaç vardır. Ülkemizde rüzgar enerjisi açısından üretim yapılabilecek yerlere rüzgar enerjisi gözlem istasyonları kurularak hassas ölçümler ile istatislikler oluşturulmaktadır. Ölçümler genellikle 10 m. den olmasına karşın bazen 30 m. yüksekliklerdende yapılmaktadır. Gözlem istasyonlarında veriler 1’er saatilk ve 10’ar dakikalık periyotlarla kaydedilir . Doğru sonuçlara ulaşabilmek için bu veri toplama en az 1 sene sürmelidir. Rüzgar hız istatislikleri ve rüzgar yön verileri dünyaca kabul gören ve en yaygın hesaplama yöntemi olan Danimarka RISO laboratuarlarında geliştirilen WASP ve WINDPRO yazılımları ile değerlendirilip arşivlenir. Daha sonra talep doğrultusunda isteyen kurum veya kuruluşa bu datalar verilebilmektedir.

Yer ve hava fizibilitesinden sonra ulusal elektrik şebekesine bağlanma şekli, rüzgar tarlalarında türbünler arası uzaklığın titizlikle belirlenmesi, arazi kullanımı, altyapı, askeri sivil radarlara uzaklığı, turizm ve yerleşim birimlerine uzaklığı gibi diğer koşullarında araştırılması gerekmektedir.

Rüzgardan elektrik enerjisi üretmek için tesislerin kurulumunda teknik olanak ve maliyetlerin göz önünde bulundurulması gerekmektedir. kWh başı maliyetin düşük olması rüzgar türbinlerinin veriler doğrultusunda doğru yerde kurulup verim alınması ile olur.

AB ülkelerinin 2001 yılı direktifine göre 2010 yılında tükettikleri enerjinin yaklaşık %22’ sini yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlayacağı taahüttü ve planı vardır.

Türbinlerin işletim süresi yaklaşık olarak 15 senedir.

Temin edilen sermaye kaynağının ödeme süresi ve faizi ile türbinlerden elde edilecek olan kazanç kWh başına maliyeti oluşturmaktadır ki bunun da düşük olması yatırımın gerçekleşmesi için gerekli finansal sebeplerdir. Fosil yakıtlarına bağımlı olunmadığından ileriye dönük yakıt maliyet fiyatlarında belirsizlik yoktur. Bu da tesisin ilk yatırımından sonra sadece tekrarlanan işletim ve bakım maliyetleridir.

Yerleşim yerlerinin yakınında kurulması ile o bölgedeki insanalra ve doğal yaşama rüzgar türbinlerinin sesi rahatsızlık verebilmektedir.
Özellikle kuşların göç yollarında kurulmaması için gerekli çalışmalar yapılmalıdır.
Rüzgar hızının değişmesi nedeni ile verim her zaman yüksek olmaz, dengesiz güç sağlanır.
Yakın çevresindeki alanda TV sinyallerini bozabilmektedir.

Rüzgar santrallerinin avantajlarına gelince.
Tabiki öncelikle sonsuz kaynak olmayan ve kullanıldığında yaydığı zararlı gazlarla havayı kirleten petrol çeşitlerine göre zararsız olmasıdır
Başka ülkeye bağımlı kalınmaz
Yakıt maliyeti yoktur
Üretim maliyeti düşüktür.
Rüzgar türbinlerinin etrafında tarım yapılabilir.
Santral ve şebekenin olmadığı kırsal veya geri kalmış yerleşim yerlerinde kullanılabilir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.
Araç çubuğuna atla