Ve Sultan II. Abdülhamit, Büyük Haydarpaşa Gar Binası projesini bu konuşma ile başlatır.
“Bunca kilometre demiryolu yaptım memlekete, çelik rayların ucu Haydarpaşa’da. Koca binalarıyla liman yaptım yine belli değil. Bana o rayların denize kavuştuğu yere öyle bir bina yapın ki, ümmetim baktığında buradan bindim mi hiç inmeden Mekke’ye kadar gidilir desin”

Uzun bir tren yolculuğunun sonu olan Haydarpaşa garı, aslında bugüne kadar Anadolu’ dan İstanbul’ a zengin olma umutları ile gelen milyonların başlangıç noktası olmuştur. Yeşilçam filmlerinin vazgeçilmezidir. Yeni bir hayata başlayan Anadolu insanının Haydarpaşa garının o merdivenlerine ilk adımını atıp uzaklara derin derin bakması kim bilir kaç filme dekor olmuştur.

1872 yılında Haydarpaşa çayırında açılan ilk küçük garın ihtiyaca cevap verememe durumuna gelmesi üzerine yeni gar projesi olan Haydarpaşa Garı, 1908 yılında yapılan tören ile sadece yolcu bekleme salonu ve binanın küçük bir bölgesi hizmete açılmıştır. Binadaki inşaata aynı anda devam edilmiştir. İnşaat sırasında bir de yangın atlatan gar, 1909 yılında tamamı hizmete açılmıştır. Haydarpaşa Gar projesi, bir çok projenin yarışması sonucunda bir Alman şirketine onay verilmesi ile gerçekleşmiştir. İstanbul Bağdat hattının başlangıç durağıdır. Ortadoğu’ ya açılan pencere olmuştur.

Uzun uğraşlar ile buharlı şahmerdanların kullanılmasıyla 21 metre uzunluğunda, sudan etkilenmemesi için yalıtılmış olan 1100 kazığın denize çakılması ve daha sonrasında ise bina üzerine oturtulması ile inşa edilmiştir. Gar tepeden bakıldığında U şeklindedir. Dış cephesinde Osmaniye’ den getirtilen renkli taşlar kullanılmıştır. Bu taşlar İtalyan ustalar tarafından işlenmiştir. Bina çatısı Alman stili dik çatıdır. Bina çatısında Barok süslemeli bir saat bulunmaktadır. Çeşitli olaylar, şartlar ve bakımsızlık nedeni ile zarar gören bina bir çok kereler onarım ve tadilattan geçirilmiştir. Gar önünde bulunan iskele, yolcuların denizden yolculuğa devam etmesini  veya yük aktarmasının sağlanması için yapılmıştır.

1917 yılındaki iki patlama sonucunda (Gar deposundaki cephanelere yapılan sabotaj) gar büyük hasar görmüş ve banliyo tren yolcuları ile bir tabur asker yanması sonucunda facia yaşanmıştır.

Yakın dönemde ise 1979 yılındaki Independenta tankerinin bir başka gemi ile çarpışması sonucu meydana gelen patlamada gar’ ın denize bakan cephesinde özellikle Alman usta Linneman ın yapmış olduğu vitraylar’ da büyük hasarlar oluşmuştur.

Ve son olarak 2010 yılında çatısında çıkan yangın çatının bir bölümünğn çökmesine ve sıkılan sudan dolayı bir katın tamamen kullanılamaz hale gelmesine neden olmuştur.

2009 yılında Daily Mail gazetesi Haydarpaşa Garı’ nı Dünyanın en güzel tren istasyonları arasında göstermiştir.




Bu eser hakkında ilginç bir anı’ da gazeteci Hüseyin Cahit Yalçın tarafından kapıda dökülmüştür.
Açılış sırasındaki konuşmalarda ilgi çekici anlardan biri de Bayındırlık Bakanı olan Bedros Hallacyan Efendi’ den gelmiştir. Bedros Hallacyan’ın konuşması biter ve projeyi gerçekleştiren ülke adına Ferdinand Kautz’a söz verir. Kautz elindeki kağıda baka baka, zorlanarak da olsa anlaşılır bir şekilde herkesin şaşkın bakışları arasında Türkçe bir konuşma yapar. Töreni takip eden gazeteci Hüseyin Cahit Yalçın da çok şaşırır ve bu durumu (Bayındırlık Bakanı) Nafia Nazırı Bedros Hallacyan’a sorar. Hallacyan’ ın cevabı ilginçtir.
“ Monşer, bu herifler Osmanlı topraklarında bulunuyorlar, burada çalışıp para kazanıyorlar. Bir resmi açılışta resmi nutuk Türkçe olmak lazım değil mi? Türkçe’den başka söz söyletmem, hepinizi berbat ederim, dedim. Nutku Almanca harflerle yazdırttım, Türkçe Okuttum!..”

Haydarpaşa Garı
Haydarpaşa Garı
Haydarpaşa Garı