Site Haritası
Bize Ulaşın

ANA SAYFA
ÇEVRE HABER
ORGANİK TARIM
ÇEVRECİ ÜRÜNLER
YEŞİL BİNA
ÇEVRECİ OTELLER
MAVİ BAYRAK
ÇEVRE FUARLARI
GERİ DÖNÜŞÜM
ATIK PİL 1 > 2
NANO TEKNOLOJİ
HİBRİT TEKNOLOJİ
TIBBİ ATIK
KÜRESEL ISINMA
KYOTO PROTOKOLÜ
HAVA KİRLİLİĞİ
IŞIK KİRLİLİĞİ
SES KİRLİLİĞİ
YEŞİL ÇATILI EVLER
ALTIN ARAMA
CANLILAR DÜNYASI
YENİLENEBİLİR ENERJİ
>RÜZGAR ENERJİSİ
>GÜNEŞ ENERJİSİ
>HİDROJEN ENERJİSİ
>SANTRALLER
>JEOTERMAL ENERJİSİ
>BİO YAKIT
>DENİZ ENERJİLERİ
EROZYON
İLETİŞİM
SİTE HARİTASI

Yeşilçevre Anasayfa > Yenilenebilir Enerji > Rüzgar Enerji Santralleri 01

RÜZGAR ENERJİ SANTRALLERİ
Fosil yakıtlarının çevremize ve atmosfere verdiği zararların yanında kısa bir süre sonunda tükenecek olması çevreci, ucuz, tükenmeyecek alternatif enerji kaynaklarını insanların keşfetmesi ve geliştirmesi konusunda her geçen gün daha fazla  araştırmalara yönlendirmektedir. Bunlardan belki de en önemlisi yenilenebilir enerji kaynaklarının başında rüzgar enerjisi gelmektedir.

1881 yılında Paul la Cour ve Danimarka Askov folk high scholl bilim adamlarının oluşan grup rüzgardan elektrik enerjisi üreten ilk türbinini yaptılar. Danimarka hükümetinin desteği ile 1918 yılına gelindiğinde 120 adet rüzgar türbinü kurulmuştu. 1940 lı yıllara kadar yapılan türbinler doğru akım üretiyordu.

1951 yılından itibaren ise alternetif enerji üreten makineler üretilmeye başlandı. 1960 yılından sonrada halen günümüzdede bazı sistemlerinin kullanıldığı yeni tirübünler kullanılmaya başlandı. 1973 yılındaki petrol krizi ile fosil yakıtlara alternatif olarak rüzgar enerjisine ilgiyi tekrar arttırmıştır. 1990’ lı yıllardan itibaren ise Amerika ve Avrupa’ da yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Türkiye’ de 1998 yılında Demirer holding tarafından Çeşme’ de yılda 4.5 milyon kWh elektrik üretim güçlü  ilk rüzgar santralı kurulmuştur

Rüzgar Türbinleri dönme eksenlerine göre 2’ ye ayrılır. Düşey eksenli rüzgar türbinleri:Kanatlar rüzgar yönüne dik ve düşey şeklinde olan türbinlerdir. Rüzgar doğrultusundan etkilenmez, yönlendiriciye ihtiyaç yoktur. Bütün aksam yerde olduğu için yatırım ve bakım masrafları azdır. Ancak kanat şekli ve yere yakın olmasından dolayı verimlilik ve enerji üretimi azdır.

Yatay eksenli rüzgar türbinleri: Dönme eksenleri rüzgar yönüne paralel, kanatları rüzgar yönüne dik olarak çalışırlar. Kaba bir tarifle kanatlar rüzgar enerjisini mekanik enerjiye, jenaratörde bu mekanik enerjiyi elektrik enerjisine dönüştürür. Kanatlar çevirme motoru ile en uygun açıya göre ayarlanırlar. Rüzgar ölçüm sensörü ile gelen verilere göre kabin rüzgara doğru döner.

Güneş enerjisinin yeryüzünün çeşitli bölgelerini, denizlerini, atmosferi farklı değerlerde ısıtmasından dolayı basınç farkları oluşmaktadır. Alçak basınçla ile yüksek basınç bölgesi arasında yer değiştiren hava akımına rüzgar denir. Bu farkın yüksek olması rüzgarın şiddetinide arttırmaktadır.

 Rüzgar enerji santrallerinden tam olarak verim alınacak alan seçimlerinde, düşük eğimli sürekli rüzgar alan vadiler,  yüksek, etrafında rüzgarı kesecek engelleri olmayan alanlar, sürekli rüzgar olan deniz kıyıları veya tepeler tercih edilmelidir. Bununla birlikte rüzgar santrali kurulacak yerde türbülans yoğunluğu düşük olmalıdır.
Türbülans, bina, kayalık, ağaç vb.

 engeller yüzünden oluşan düzensiz rüzgar akışıdır. Türbülans alanı önündeki engelin 3 katına kadar ulaşabilir. Düşük türbülans yoğunluğu olmaması durumunda hem üretilecek enerji miktarı düşük olur hemde kullanılan türbünün çabuk yıpranmasına hasarlara neden olarak  santrallerin ekonomik ömürlerinin azalmasına neden olur.Rüzgar santralinin kurulması icin, çok iyi takip edilerek oluşturulmuş rüzgar verilerine ihtiyaç vardır. Ülkemizde rüzgar enerjisi açısından üretim yapılabilecek

Özel Arama

yerlere rüzgar enerjisi gözlem istasyonları kurularak hassas ölçümler ile istatislikler oluşturulmaktadır. Ölçümler genellikle 10 m. den olmasına karşın bazen 30 m. yüksekliklerdende yapılmaktadır. Gözlem istasyonlarında veriler 1’er saatilk ve 10’ar  dakikalık periyotlarla kaydedilir . Doğru sonuçlara ulaşabilmek için bu veri toplama en az 1 sene sürmelidir. Rüzgar hız istatislikleri ve rüzgar yön verileri dünyaca kabul gören  ve en yaygın hesaplama yöntemi olan Danimarka RISO laboratuarlarında geliştirilen WASP ve WINDPRO yazılımları ile değerlendirilip arşivlenir. Daha sonra talep doğrultusunda isteyen kurum veya kuruluşa bu datalar verilebilmektedir.

Yer ve hava fizibilitesinden sonra ulusal elektrik şebekesine bağlanma şekli, rüzgar tarlalarında türbünler arası uzaklığın titizlikle belirlenmesi, arazi kullanımı, altyapı, askeri sivil radarlara uzaklığı, turizm ve yerleşim birimlerine uzaklığı gibi diğer koşullarında araştırılması gerekmektedir.
                                                       
Rüzgardan elektrik enerjisi üretmek için tesislerin kurulumunda teknik olanak ve maliyetlerin göz önünde bulundurulması gerekmektedir. kWh başı maliyetin düşük olması rüzgar türbinlerinin veriler doğrultusunda doğru yerde kurulup verim alınması ile olur.

AB ülkelerinin 2001 yılı direktifine göre 2010 yılında tükettikleri enerjinin yaklaşık %22’ sini yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlayacağı taahüttü ve planı vardır.


Türbinlerin işletim süresi yaklaşık olarak 15 senedir.
 
Temin edilen sermaye kaynağının ödeme süresi ve faizi ile türbinlerden elde edilecek olan kazanç kWh başına maliyeti oluşturmaktadır ki bunun da düşük olması yatırımın gerçekleşmesi için gerekli finansal sebeplerdir. Fosil yakıtlarına bağımlı olunmadığından ileriye dönük yakıt maliyet fiyatlarında belirsizlik yoktur. Bu da tesisin ilk yatırımından sonra sadece tekrarlanan işletim ve bakım maliyetleridir.

 Rüzgar santrallerinin avantajlarına gelince. Tabiki öncelikle sonsuz kaynak olmayan ve kullanıldığında  yaydığı zararlı gazlarla havayı kirleten  petrol çeşitlerine göre zararsız olmasıdır

ANA SAYFA    ORGANİK TARIM    YENİLENEBİLİR ENERJİ     HİBRİT ARAÇLAR     MAVİ BAYRAK     ÇEVRECİ EVLER     İLETİŞİM     SİTE HARİTASI

Copyright by yeşilçevre.net 2008