2006 yılında çıkan Tohumculuk kanunu – 5553 sayılı kanun – Resmi Gazete:26340 – 08.11.2006
………
Tohumluluk Ticareti – Madde 7
Yurt içinde sadece kayıt altına alınmış çeşitlere ait tohumlukların ticaretine izin verilir.

Bu tohumluklar, Bakanlık tarafından belirlenmiş nitelik ve standartlara uygun, sertifikalı veya kütüğe kaydedilmek üzere kabul edilmiş veya standart tohumluk olarak ambalajlı ve etiketli olarak ticarete arz edilir. Tohumlukların ithal edilmesi ve ihracı Bakanlığın iznine tâbidir. İthal edilecek tohumluklarda yurt içi standartlara uygun olma şartı aranır. Tohumluk ithalatı ve ihracatına ilişkin usul ve esaslar, ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri alınarak bakanlıkça belirlenir.

1925 yılında çıkan kanuna göre – Resmi Gazete:244 – 14.12.1925
…………
Her çeşit fidan ve tohum bedava dağıtılması ve devlet fidanlıklarının oluşturulması için Tarım bakanlığına devri kabul edilmiş.

Türkiye’ de un Türkiye’ de yetişen buğdaylardan elde edilirdi. Yetiştirilen buğdayın yarısı bir sonraki sene ekilmek üzere saklanırdı. Böylece ülkemiz şartlarına uygun tohumlar olurdu.
13 Aralık 1925 tarihinde Islah-ı Buzr adı ile kurulan Eskişehir Tohum Islah biriminde amaçlanan buğday şöyle tanımlanmıştı. “Mibzerle kuruya ekilip kıştan evvel çimlendiği halde kıştan zarar görmeyen sert buğday, ilkbaharda mayıs yağışlarından tam istifade edecek şekilde yavaş gelişen fakat bambul tehlikesinden evvel danelerini dolduran ekmeklik buğday elde etmek……….

Ülkemizde yerli tohum oranı %10 un altında. Sertifikalı – hibrit tohumlar Dünyada, 10-15 firmanın fabrikalarında üretiliyor. Kendi reklamlarını yaparlarken en verimli tohumun kendi tohumları olduğunu durmadan tekrarlıyorlar. Ve çoğu çiftçide buna hak veriyor. Ancak bu tohumun sadece bir sene kullanıldığı bir daha ki ekim için yeniden tohum satın alınması gerektiği nedense pek dikkate alınmıyor. Ayrıca sebze ve meyvenin DNA sına müdahale ederek tohumlar çıkaranlar, olası tarım hastalıklarında gerekli gübre ve ilacıda hazırda tutarak bunların da satışından para kazanmaya devam etmektedir.
Ülkenin kendi toprağında ürettiği meyve sebzenin yerli tohumdan yetiştirilmesi gerekmektedir. Kalabalıklaşan nüfusa ancak bu fabrikasyon tohumun verimi ile yeterli ürün sunulabilmektedir savunmasını artık Avrupa birliği, çiftçilere kendi ürününüzü yetiştirin desteğini vererek gerekli cevabı vermeye başlamıştır.

Ülkemizde de tehlikenin farkına varan duyarlı ve ileriyi gören kişiler, orjinal tohumun üretilmesi konusunda çalışmaları festivaller, toplantılar, seminerler, organizasyonlar yaparak daha geniş kitlelere duyurmaya başlamışlardır.

Şu an sadece yerli tohumlar ile üretim yapan çiftçiler pazarda ürün satışı yapabilmektedir. Yeni çıkan kanuna göre ancak sertifikalı, kayıt altına alınan yerli tohumların satışına izin verilmektedir. Ancak bu sertifika kriterlerini köylünün yerine getirme ihtimali ise oldukça zordur. Kanunlara uyulmaması durumunda,  yerli tohum için  hapis cezası ile tohumların imha edilmesi ve bu sırada gerçekleşen masrafların  bu tohumları bulundurandan tahsil edilmesi ise işin farklı bir boyutudur.

Konuyu son zamanlarda dünyada gerçekleşen bir kaç gelişme ile bitirirken, ithal tohum ile GDO lu ürün boyutunun aslında ne kadar büyük boyutlarda olduğu kolaylıkla görülebilmektedir.

ABD Irak ı işgal ettikten sonra çıkardığı tohum yasası ile çok uluslu tohum şirketleri Irak tohum üretim piyasasına egemen olmuşlardır. Oysa ülkenin yetiştirdiği bitkilerin biyolojik çeşitliliği o ülkenin egemenlik hakları içinde yer almaktadır.

Dünya’ dan başka bir örnek vermek istersek; Geçtiğimiz günlerde karışan Ukrayna’ da GDO lu ürüm üretimi yasak. Yasak olmasına karşı Oakland Enstitüsü’ nün yayınladığı rapora göre IMF nin vereceği 17 milyon dolarlık kredi için genetiği değiştirilmiş ürünlere Ukrayna’ nın izin vermesi talep edilmiş. Ayrıca Monsanto ve Cargill gibi firmalarda Ukrayna’ ya büyük yatırımlar yapma aşamasına gelmiş.

2014 yılında ABD ‘ den Çin’ e ihraç edilen 908.800 ton GDO lu mısırın içinde, onaylanmayan bir gen’ in bulunması ve ürünlerin geri gönderilmesi Amerika’ ya pahalıya patlamıştır.  Ardından Çin, mısır için yönünü Ukrayna’ ya çevirmişti.  Ardından 17 Ağustos 2014 tarihinde Çin 2009 yılında başladığı GDO lu pirinç ve Mısır araştırmalarını durdurmuştur.

Artık olayın komplo teorisini geçtiği gün gibi aşikardır. Ülke olarak bir an önce kendi toprağımıza özgü, kendi damak tadımıza uygun sağlıklı tarım ürünleri için kendi tohumumuz ile üretime geçilmesi gerekmektedir.

Yerli Tohum Yasağı
Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.
Araç çubuğuna atla