Işık kirliliği

Özellikle nüfus yoğunluğunun çok olduğu şehir veya diğer yerleşim birimlerinde fazla ve yanlış şekildeki aydınlatmalarının oluşturduğu kötü aydınlatmaya ışık kirliliği denir. Yanlış aydınlatma ile atmosferde bulunan toz ve moleküler parçalar ışığı saçarak gökyüzünün doğal parlaklığını normal değerlerin üzerine çıkarır.

Görsel olarak çok güzel görüntü veren ışıklandırmalar aslında oluşturduğu ışık kirliliği ile canlılar üzerinde olumsuz etki yaratmaktadır. Yol ışıklandırmaları, açıkhava gösterileri, reklam pano aydınlatmaları vb. gibi yüzlerce çeşit ışık şehirler başta olmak üzere sanayi bölgelerindede kendini hissettirerek çevre sorunu halini almıştır.

Bilinçsiz kullanılan aydınlatmalar enerji israfına sebebiyet vermesinin yanında suni ışık nedeni ile orta ve uzun vadede bitkilerin büyüme dengesini bozmakta, kuşların ve böceklerin yön bulma duyuları zayıflatmaktadır. Sözgelimi yapılan araştırmada Almanya’ da bir sokak lambasının yaklaşık 150 böceği çektiği ve toplam 6,8 milyon adet olan sokak lambası ile hesaplandığında çıkan değerin büyüklüğü, gece ile gündüz farkının anlaşılamamasının canlılar üzerindeki etkisine sadece bir örnektir.

Kıyılardaki yerleşim birimlerinin kuvvetli aydınlatmaları yumurtalarından yeni çıkan kaplumbağaların deniz kara ayrımını doğru yapamamasından dolayı yanlış yönlenerek ölümlerine neden olabilmektedir.

Tropikal denizlerdeki mercanlar üzerine düşen gece aydınlatmaları, kendilerine renk veren alg’ ları kabul etmedikleri için renkleri solarak ekolojik yapıları bozulmaktadır.

Işık kirliliği doğal karanlığı kaybettirdiği için samanyolu, andromeda gibi yıldız veya gezegenlerin görülmesini engeller. Bu da amatör veya profesyonel kişilerin uzay araştırmalarını da tehlikeye sokmaktadır

Uzayda hızlı değişim gösteren hareketlerin takibi zorlaşmaktadır

Işık kirliliğine karşın kanun yolu ile ilk somut adımı atan ülke Slovenya, çeşitli önlemler alarak ışıklandırmayı olması gereken seviyelere çekmeye çalışmaktadır.

Macaristan’ da ışık kirliliği için eğitim ilkokul çağlarında başlamaktadır.

New York, Tokyo, Londra gibi şehirler doğru aydınlatma yapılanmaları ile kent silüetine önemli katkılar sağlamışlardır.

Tabiki gereksiz aydınlatmanın boşa giden enerji olduğuda tartışılmaz bir gerçektir.

Yapılması gerekenler;
-Sadece ihtiyaç duyulan alanlar aydınlatılmalıdır.
-Aydınlatmanın gökyüzüne doğru değil yere veya objeye yönlendirilmelidir.
-Aydınlatmalar zaman ayarlı mekanizma veya hareket sensörler ile gerçekleştirilmelidir.
-Parklarda alçak direk üzerine yoğun ışık kaynağı yerine yüksek direkli uygun açılı ışık kaynakları kullanılmalıdır.
-Park gibi geniş alanlarda dekoratif amaçlı aydınlatmalar yerine gökyüzüne ışık saçmayan perdeli aydınlatma lambaları kullanılmalıdır.
-Özellikle yol aydınlatmalarında elektrik direklerinin arasında uygun mesafe uygulanarak, yüksek basınçlı civa buharlı lambalar yerine yüksek veya alçak basınçlı sodyum buharlı lambalar kullanılmalıdır.

-Mağazalarda gece, park gibi alanlarda ise kapalı olduğu saatlerde ışıklandırmayı minumum seviyeye indirmek gerekmektedir.

Amerika Birleşik devletlerinde 1988 yılında amacı kar olmayan, vergiden muaf “Uluslararası Karanlık Gökyüzü Birliği” (IDA) kuruldu.

Leave your comment

Your Name: (required)

E-Mail: (required)

Website: (not required)

Message: (required)

Send comment
google635561461086820d.html